Genel

Nef’i Kimdir?

1 Ağustos 2020

Nef’i Osmanlı Döneminde yaşamış önemli hiciv şairlerinden birisidir. Yazdığı eserlerinde özgün ve kendine has bir üslup kullanmıştır. Çeşitli kaynaklardan hareketle Şair’in 1572 yılında doğduğu tahmin edilir. Bununla birlikte kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Erzurum’un Pasinler ilçesinde doğmuştur. Asıl adı Ömer’dir. Babası Osmanlı Devleti’nde sancak beyi olarak görev yapmıştır. Ayrıca dedesi de Pasinler sancak beyidir. Ailesi doğduğu bölgenin köklü ailelerindendir. Soyuna dair tartışmalar bulunsa da Çağatay Türklerinden olduğuna dair görüşler vardır. Bir başka görüş ise soyunun Dulkadiroğullarından geldiğine dairdir.

Nef’i’nin Ailesi ve Hayatı

Şair’in babası Kırım’a giderek burada nedimlik yapan birisidir. Nef’i yazdığı şiirlerinde babasını eleştirerek ‘’Peder değil bu bela-yı siyahtır başıma’’ demiştir. Buradan anlaşılacağı üzere babası ailesini bırakarak Kırım’a gitmiş onları mağdur etmiştir. Eğitimine Pasinlerde başlayan şair Erzurum’da medresede eğitim gördü. Burada Farsçayı çok iyi derecede öğrendi. İlk şiirlerini yazmaya başladığı zaman Darri mahlasını kullansa da sonrasında Nef’i mahlası ile şiirlerini yazmaya devam etmiştir. Nef’i mahlasını ise şehirde Defterdar olan Gelibolulu Ali vermiştir. Gelibolulu Ali’den etkilenerek yazdığı şiirlerinde onun etkilerinin görüldüğü aşikardır. Buradan yola çıkılarak denilebilir ki Nef’i Fars kültüründen etkilenmiştir.

Nef’i’nin İstanbul’daki Yaşamı ve Yazıları

Şair Erzurum’dan İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’a gitmesi onun hayatında oldukça önemli bir yere sahiptir. Sadrazam tarafından Sultan ile tanıştırıldığı düşünülür. Yazdığı şiirleri sultan çok beğenerek takdir etmektedir. Bunlarla birlikte yazdığı kasidelerin güzelliği nedeni ileNef’i Divan-ı Hümayunda Maden Mukaacılığı görevinde bulunmuştur. Sonrasında kısa bir süre Mukataa Katipliği görevinde bulunmuştur. Yazdığı şiirlerinde kullandığı dil oldukça serttir. Bu nedenle Edirne’ye bir dönem sürgüne gönderilmiştir. Nef’i 4 padişah devrinde yaşamıştır. Ancak IV. Murad devrinde şöhretin zirvesine ulaşmıştır. IV. Murad ile benzer bir mizacının olması onun padişah ile samimi ilişkiler kurmasını sağladı. İstanbul’da yaşadığı devrin ileri gelenlerine sunduğu kasideler ile devlet büyüklerinden iltifat kazandı. Bunlarla birlikte kurduğu dostluklar uzun soluklu olmadı. Çünkü yazdığı hicivlerinde dostlarını çok ağır şekilde eleştirdi. Hırçın ve sert mizacı nedeni ile kısa süre sonra devlet adamlarının hedefi oldu. Devletin resmi tarihçisi Naima’nın verdiği bilgilere göre IV. Murad Nef’i’nin yazdığı eseri Siham-ı Kazayı okurken taht yakınına yıldırım düşmüştür. Bu olay uğursuz kabul edilerek Nef’i hakkında hiciv tarzında yazmasına yasak getirilmiştir. Sonrasında ise Edirne’ye sürgüne gönderilerek burada yaşamaya başladı. Hüsrev Paşa’ya Bağdat Seferine çıktığı zaman IV. Murad’a vermesi için bir kaside verdi.

Bu kasideden sonra Sultan Murad’a Edirne’ye gelmesi üzerine bir kaside daha yazdı. Sultan Murad bu kasideler üzerine Nefi’yi affederek İstanbul’a dönmesine izin verdi.Ancak İstanbul’a döndükten sonra da yazdığı hicivlerde kullandığı sert dili devam ettirdi. Bunun üzerine idama mahkûm edildi.  Naima ve Kâtip Çelebi’nin eserlerinde belirttiği üzere Nef’i sarayda boğdurularak denize atıldı. Bir rivayete göre Sirkeci taraflarında mezarı bulunmaktadır. Ölümü üzerine ‘’Katline oldu sebep hicvi hele Nef’i’nin’’ notu düşülmüştür.

Nef’i’nin Sanatı ve Eserleri

Divan edebiyatında Hiciv sanatı denildiği zaman şüphesiz ki ilk akla gelenlerden birisi Nef’iolmuştur. Yaşadığı devrin oldukça buhranlı ve sıkıntılı dönemler olması nedeni ile yazdığı yazılarında hırçın ve tutarsızdır. Özellikle bey torunu olması ve Erzurum’da ünlü bir aileden gelmiş olması yazılarının bu denli asice olmasında etkilidir. Divan Edebiyatında Fars etkisine karşı savaş açmış olan Nef’i ‘ye göre İran şairleri aşılması gereken şairlerdir. Buradan anlaşılacağı üzere devrinde Türkçeyi arka plana iterek ağdalı dil kullanılmasına başkaldırı niteliğinde şiirler yazmıştır. Şiir yazdığı dönemin olgunluk devri denilecek zaman diliminde İran şairlerine karşı üstün olduğu iddiasında şiirler yazmıştır. Ayrıca Fuzuli, Ömer Hayyam, Sa’di Şirazi, Hafız-ı Şirazi Firdevsi, Kemal İsfahani, Feridüttin Attar, Molla Cami gibi şairlerden üstün olduğunu iddia etmiştir. Bununla birlikte Kanuni devrinin en önemli divan edebiyatı şairlerinden olan Baki’ye karşı nazireler yazarak ondan üstün olduğunu söylemiştir. Tüm bunlara rağmen Nef’i Mevlâna Celaleddin Rumi’yi eleştirmemekle birlikte samimi bir mutasavvıf olduğuna dair övgülerde bulunmuştur. Divanının bir başlığında Mecmua-yı Şuara-yı Mevleviyan’ı kullanması onun Mevlevi olabileceği konusunda iddiaları güçlendirmiştir.

Divan Edebiyatında Nef’i den itibaren Yenişehirli Avni’ye kadar gelen tüm şairlerin onun özgün kaside geleneğini takip ettiğini söyler.

Nef’i’nin Eserleri

  • Türkçe Divan; Nef’i’nin kasidelerinin bulunduğu eseridir. Çeşitli devlet adamlarına ve padişahlara sunduğu kasideleri ile oldukça beğenilen Nef’i eserlerini coşkulu methiyeler şeklinde yazmıştır. Divan’ın Nesib bölümünde yaşadığı devrin İstanbul mimarisini ve sosyal hayatını Nef’i başarılı bir şekilde aktarmıştır. Manzumelerin olduğu bölümde ise savaş, yiğitlik ve kahramanlık gibi konuları coşkulu bir şekilde işlemiştir. Nef’i devrinde ünlü olan az söz ile gazel beyitleri yazma hususunda yazıları vardır. Gazellerinde aşk, sevgi musiki gibi konuları işlemiştir. Gazellerinde Lale Devri ve Nedim’i anlattığı bölümler de bulunur.
  • Farsça Divan; genellikle bu divanında tasavvufi öğelere yer vermiştir. Divanda 21 gazel, 1 kıt’a-i kebire, 8 naat, 8 kaside, 1 tercii bend, 171 rubai vardır.
  • Tuhfetü’l Uşşak; 97 beyit halinde kaside türünde yazılmış olan eseridir. Fuzuli’nin Enisü’lKalb adlı eserine nazire olarak yazmıştır.
  • Siham-ı Kaza; şair’in en ünlü eseridir. Hiciv tarzında yazılmıştır. İnce ve sanatlı hicivleri hayran bırakacak cinstendir. Eserde Tahir Efendi ve Şeyhülislam Yahya’yı karşılıklı hiciv ettirmiştir. Bu eserde oldukça sade bir Türkçe kullanmıştır. Kaside kıta ve terkibi bend gibi farklı tarzlarda yazılmıştır.

Bunların dışında kaynaklarda Nef’i ’ye ait bir münşeat mecmuası olduğu belirtilmiştir. Ancak tüm araştırmalara rağmen bir mektup dışında eser bulunamamıştır. Eserleri Metin Akkuş başta olmak üzere birçok edebiyatçı tarafından günümüz Türkçesinde yayına hazırlanmıştır. Nef’i Divan edebiyatında özgün üslubu ile oldukça önemli şairler arasında yerini korumaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir