Genel

Kâmi

7 Temmuz 2020

Kâmi Osmanlı Devleti’nde yaşayan ve Divan Edebiyatı alanında önemli şiirler yazan bir şairdir. Doğum tarihi kaynaklarda 1649 olarak görünmektedir. Asıl adı Mehmet olsa da Kâmi ismi ile bilinir. Yazdığı gazelleri ve manzum eserleri bulunmakla birlikte asıl ünlü olduğu alan Mesnevi tarzında yazdığı eserleri iledir.  Medrese eğitimi alarak Osmanlı’nın çeşitli vilayetlerinde kadılık görevinde bulunmuştur. Özellikle Bağdat ve Mısır kadılıkları önemlidir. İki çocuğu olduğu bilinir.

Kâmi’nin Hayatı

Edirneli ünlü bir ailenin oğlu olarak Edirne’de dünyaya gelmiştir. Babası Gülşeni Tekkesi Şeyhi İbrahim Gülşeni’dir. Kâfi medrese tahsiline Edirne’de başlamıştır. İlk tahsilini burada tamamladıktan sonra devamında İstanbul’da devrin ünlü medresesinde eğitimini tamamlamıştır. Çocukluğundan itibaren şiire merak duyan şair babasından dolayı tasavvuf alanında da kendini yetiştirdi.

Tasavvuf alanında da etkin olması küçük yaşta olgunlaşmasına ve bu olgunluğunu şiirlerine aktarmasına imkân tanıdı. Ayrıca aldığı medrese eğitiminden başka Muradiye Mevlevihanesi Şeyhinden Arapça ve Farsça alanında dersler aldı. 

Daha sonra Bağdat Kadısı olarak atandı. 2 yıl görev yaptıktan sonra görevinden alındı. Görevinden alındıktan 1 yıl sonra tekrar aynı göreve getirildi. 3 sene daha görevini ifa ettikten sonra Bursa’da Galata Kadısı olarak atandı. Ancak bu görevini 1 yıl sürdürdükten sonra alındı. Sonrasında Osmanlı’da yüksek devlet adamlarına verilen bir hediye olan arpalık verildi. Arpalık olarak Kâmi Vize Kazasını aldı. 1724 yılında Mekke Kadılığı teklifinde bulunulsa da bu görevi ileri yaşı nedeni ile kabul etmedi. Netice olarak aynı sene İstanbul’da vefat etti. 

Kâmi’nin Şiirleri

Kâmi gördüğü eğitim neticesinde oldukça güzel şiirler yazan bir şairdir. Gazelleri, kasideleri ile meşhur olmuştur. Yazdıklarında gösterdiği başarı şiirlerin teknik başarısı kadar fikri olarakta devrindeki insanları etkilemiştir.  İlahi aşk ve tasavvufi unsurlar içeren eserlerinde çeşitli divan edebiyatı şairlerinden etkilenmiştir.

Bunların başında Nabi gelmekle birlikte Nedim’in farklı tarzını da denemiştir. Şiirlerinde gösterdiği dil ise yalın ve sade öz Türkçedir. Ancak bazı eserlerinde Arapça ve Farsça eserlere de yer vermiştir. Tüm bunlara rağmen yazdığı şiirlerinde özgün bir tarz oluşturamadığı Edebiyatçılar tarafından söylene gelenlerden birisidir. Kendine has bir tarzının olmaması ille birlikte farklı tarzda yazan şairlerin etkisinde kalmıştır.

Eserleri

Kâmi farklı tarzda birçok eser yazmıştır. Bu eserler ve içerikleri şu şekildedir;

  • Divan; Tasavvufi öğeleri içeren içerisinde gazeli mesnevi, kıta, lugaz, muamma, matla, müfred tarzında şiirlerinin bulunduğu kitabıdır. 21 adet nüshası tesbit edilmiştir. Ayrıca bu kitapda 592 adet manzum eseri bulunan Divandır.
  • Behcet’ül Feyha; Mesnevi tarzında yazılmıştır. Kitapta şairin Bağdat’ta kadılık yaptığı dönemlerde yaşadığı tecrübeleri anlattığı eseridir. Şehrin imarı ve sosyal yaşantısı gibi tecrübelerini aktarmıştır.
  • Tuhvetu’z- Zevra; bu eserinde yine Bağdat’ta yaşadığı dönemde burada yaşamış olan evliyaları ve Nakşibendi tarikatine mensup olan veli zatları anlatır.
  • Firuzname; Mesnevi tarzında yazılmış 159 beyitlik bir aşk hikayesini anlatır. Hikayenin kahramanları Firuz ve Gülruh’tur.
  • Fetava-yı Ka’idiye; Kaidi’ye ait olan eserin çevirisini Şeyhülislam Feyzullah Efendi yapmaya başlasa da vefat ettiği için bitirememiştir. Bunun üzerine Kâmi eseri tamamlamıştır.
  • Nefise-i Uhreviye; tasavvuf alanında yazılan bir kitaptır.
  • Riyazül Kasımin; Fıkıh konularının yer aldığı risale tarzında yazılmış olan eseridir. Nüshası DTCF Kütüphanesinde bulunur.
  • Şerh-i Hicv-i Şifai; bu kitabı İran Hükümdarının hekimbaşı için eleştiri niteliğinde yazmıştır.

Bunların dışında da kitapları bulunmakla birlikte kitaplar çeşitli kütüphanelerde yazma eserler olarak bulunmaktadır. Ayrıca eserlerini birçok önemli ilim adamı incelemiştir. Bu ilim adamlarının başında Abdübaki Gölpınarlı, Nihad Sami Banarlı, Mustafa Tatçı yer alır. Hemen hemen tüm eserleri günümüze kadar gelmiştir. Bu eserler devrin sosyal hayatını yansıtması açısından oldukça önemlidir. Özellikle kadılık yaptığı dönemde yazdığı eserler sosyoekonomik yapıyı anlatması açısından önem arz eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir