Genel

Kağızmanlı Hıfzı

6 Temmuz 2020

Kağızmanlı Hıfzı 1893 yılında Kars’ın Kağızman ilçesinde doğan ve yine İlçe’nin Toprakkale Mahallesinde hayata gözlerini açan şair bir halk ozanıdır. Hayatı hakkında bilinenler oldukça kısıtlı olsa da yazdığı şiirler günümüze kadar gelmiştir. Asıl adı Recep olan Kağızmanlı Hıfzı mahlas olarak Hıfzı mahlasını kullandığından zamanla isminden ziyade mahlası ile anılmaya başlamıştır.

Kağızmanlı Hıfzı’nın Hayatı

Şairin annesi ve babası aynı mahallede doğup büyüyen ve evlenen kişilerdir. Osmanlı Devleti’nin savaş dönemine denk geldiğinden zor dönemlerden geçmişlerdir. Savaş yıllarının zorluğu şairin içsel dünyasını da etkileyerek şiirlerini yazmasında temel teşkil etmiştir. Kağızmanlı Hıfzı lirik tarzda şiirler yazmıştır. Genellikle halk ozanları medrese eğitimi görmezken Kağızmanlı Hıfzı medrese eğitimi görmüştür. Oldukça zeki olmasının yanı sıra kavrama kabiliyeti de yüksektir. Bu nedenle 4 yaşında girdiği medreseden Hafız olarak mezun olur. Hıfzı mahlası da Hafızlığı dolayısı ile kullandığı bir mahlastır. 9 yaşında Kur’an-ı Kerim ilmini tamamlayarak medreseden mezun olmuştur. Küçük yaşına rağmen yaşadığı bölgede Kuran dersleri vermiştir. Akranı sayılabilecek yaştaki insanlara Kuran öğreterek kabiliyetini herkese göstermiştir. Hafızlık dönemi devam ederken şiire ilgi duyar ve şiir yazmaya başlar. Hafızlığı çok sevdiğinden ise Hıfzı lakabını severek kullanır.

1911 yılında yani 18 yaşında aynı mahallede yaşadığı Sona isimli bir kızla evlenmiştir. Evlendiği kişi İran kökenli bir ailenin kızıdır. Celaliler lakaplı aile İranlı bir Kürt ailedir. Şairin tıpkı diğer halk ozanları gibi bade içtiğine ve bunun sonucunda ozan olduğuna dair rivayetler vardır. Kaynakların belirttiğine göre Hıfzı bir gün bahçedeyken bayılmış. Bayıldıktan sonra onu bulanlar eve getirmişler ve ayılmasını beklemişler. Kağızmanlı Hıfzı ayıldıktan sonra bahçede bir ışığın içinde kız gördüğünü söylemiş. Bunu duyanlar Hıfzı’nın bade içtiğine inanmışlar. Bir rivayete göre Hıfzı tek başına kaçmıştır ancak başka rivayetlerde Hıfzı tek başına kaçmıştır. Hıfzı kaçtıktan sonra Kadiri tarikatına girerek bir müddet burada dervişlik yapmıştır. Sonrasında ise Mevleviliği seçmiş ve çeşitli köylerde imamlık yaparak hayatını sürdürmüştür. 

Şair ’in Ozanlık Devri ve Vefatı

Şair ‘in ozanlık devrine ait bilgiler çok kısıtlı olsa da küçük yıllarda şiire ilgi duymaya başladığı bilinmektedir. Medrese eğitimini tamamladıktan sonra ise devrinin ünlü aşıklarından biri olan Kağızmanlı Yusuf Sezai’den bağlama çalmayı öğrenmiştir. Aynı zamanda aşık geleneğinde eşine pek rastlanmayan bir şekilde def ve kaval da çalan Kağızmanlı Hıfzı kendini farklı alanlarda yetiştirmiştir. İlk dönemler söylediği şiirler geçmişten gelen halk ozanlarının şiirleri olsa da zamanla kendi şiirlerini yazmaya başlamıştır.  Şairin dili oldukça sade bir öz Türkçedir. Yazdığı şiirlerde genellikle devrin problemlerini ve olaylarını konu olarak seçmiştir. Akrabalarından vefat edenler hakkında yazdığı ağıtlar olduğu bilinir. Sefil Baykuş şiirini vefat eden karısına yazmıştır.

Şairin karısı Sona 1918 yılında vefat eder. Bunun üzerine 3 çocukla bir başına kalır. Bu dönem tam da I. Dünya Savaşının bitişi ve Rusların Kars’ı işgal ettiği dönemdir. Ruslar Hıfzı’nın da arasında bulunduğu 105 kişiyi tutuklar. Kazım Karabekir ise bu haberi alınca Rusların üzerine bir ordu ile yola çıkar. Türk ordusunun yola çıktığı haberini alan Ruslar aralarında Hıfzı’nın da bulunduğu 105 kişiyi öldürür. Böylelikle halk ozanının hayatı genç yaşta sona erer.

Kağızmanlı Hıfzı hakkında yapılan birçok çalışma vardır. Bunlardan en önemlisi F. Kırzıoğlu’na ait çalışmalardır. Çalışmalarını yaparken bizzat Hıfzı’nın yaşayan akrabaları ile irtibat kurup bunlardan aldığı bilgileri kaynak olarak kullanmıştır. 1965 yılında kitabı halk ozanı hakkında en önemli kaynak olarak kabul edilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir