Genel

Ahmed Paşa Kimdir? Ahmed Paşa’nın Biyografisi

19 Eylül 2020

1426 yılında tam olarak bilinmemekle birlikte Edirne’de doğduğu rivayet edilen Ahmed Paşa II. Murat döneminin kazaskeri olan ve Hz. Hasan’ın soyundan olan Velüyiddin bin İlyas Efendi’nin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve Velüyiddin oğlu olarak tanınmış, Divan Edebiyatı şairlerinden ve ulemalarından olmuştur.

Yükselişi ve Sürgünü

Sıkı bir eğitim alarak önce müderris olmuş, ilmiye sınıfına geçmiş ve kısa sürede dönemin padişahıFatih Sultan Mehmet’in sevgisini kazanmıştır. İlerleyen zamanlarda padişahla arası açılmış ve idam edilmek üzere zindana kapatılmıştır, yazdığı Kerem kaidesiyle idamdan kurtulmuş ve Bursa’ya sürgün edilmiştir. Burada sancak sırasıyla önce Orhaniye, Muradiye ve Emir Sultan medreselerinde mütevellik ile görevlendirilmiş daha sonra Eskişehir ve Ankara’da sancakbeyliği görevine getirilmiş. Fatih Sultan Mehmed’in vefatından sonra II. Beyezid döneminde Bursa’ya sancakbeyliği görevine atanan olan şair ölene kadar Bursa’da yaşamış ve burada sağlığında yaptırdığı medreseye gömülmüştür.

Gözden düşüşü için iki farklı iddia vardır. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmed’in hizmetkarlarından birine laf attığı, diğeri ise Fatih Sultan Mehmed’in cariyelerinden birine göz koyduğudur. Aşık Çelebi’ye göre bunlar fesatçıların attığı iftiralardır.

Edebi Kişiliği ve Eserleri

Yaşadığı yıllarda “sultânü’ş-şuarâ” almış olan Ahmed Paşa dönemin en büyük şairi olarak kabul edilmiş ve şiirleri tüm Anadolu’ya yayılmıştır. Şeyi ile Necati arasında yetişen şairlerin en büyüğü olarak görülmüş, “şairlerin sultanı” olarak anılmıştır.  Şiirlerinden dini ve tasavvuf konularını çok fazla işlememiştir, eserlerine nazireler söylenmiştir. Başarılı bir kişisel uslup kullanmış ve kendisinden sonraki şairlere başarılı bir örnek oluşturmuştur. Ne var ki kimi otoriteler onu İran şairlerinden aldığı şiirlere Türkçe anlam yükleyerek tekrar biçimlendirmekle eleştirmiştir.

Şair Ahmed Paşa’nın Eserleri

1 Kıldıaşkun beni avare elümden ne gelür – Aşkın beni avare kıldı, elimden ne gelir?

Düşdüm ol zülf-i siyahkareelümden ne gelir – O günahkar saça düştüm, elimden ne gelir

2 Sevda-yizülfi gönlümü Dara-yı vakti der– Yarinkahküllerinden hayali hümanın gölgesi midir ki,

Harun hayat-i turrasızıll-ı hüma eder.– onun zülfünü sevdası gönlümün zamanının Dara’sı yapmaktadır.

3Ey mah-ı hüsne mihr-i ruhundan baha veren – Ey, yanağının güneşinden güzellik ayına parıltı veren sevgili

Olmaz iki cihan seni bir görmeğe baha – İki cihan seni bir kere beden olamaz.

4 Ey kıyamet günlüme sorma hisabıncevrinün – Ey kiyamet (sevgili), cevrinin hesabını gönlüme sorma

Elli bin yıldan uzundurbirşeb-i hicran ana – Bir ayrılık gecesi ona elli yıldan daha uzundur.

5Bir dil mi kalmıştur o tir-i gamzeden kan olmamış – o gamze okundan kan olmamış bir gönül mü kalmıştır?

Bir can mı vardır keman-ebruya kurban olmamış – O yaykaşa kurban olmamış bir can mı vardır?

6Lütf ile reyhanları gülşende hayran itmeğe –  Lütf ile gül bahçesindeki fesleğenleri hayran etmek için

Yasemine saye salmış sünbülünvardursenün – Senin yasemine gölge salmış sünbülün vardır.

7 Kuyını görmekle dilde sakin olamaz şevk-i yar –Allahın yüzünü görmek isteyen nasıl cennetle kanaat etmezse

Kani’olmaz cennet-i Firdevse didar isteyen – Mahallesini görmekle de sevgilinin gönlündeki ateş yatışmaz

8 Fer verdi gerçi çihrene nur-ı Muhammedi –  “Nur-i Muhammedi” senin çehrene parlaklık verdi

Hicrüncehennemindedür ümmet de faide – Fakat, ne fayda ki ümmet senin ayrılığının cehennemindedir.

9 Gam yimezdüm dil sarayın yıkdığıyçünrüzgar –   Ey sevgili, senin hayalin sultanının askeri onda misafir olmasaydı

Hayl-ı sultan-ı hayalün anda mihman olmasa – Devran gönül sarayını yıktı diye gam yemezdim

10 Sor dil-i bi-çaremün halin perişan zülfüne – Çaresiz gönlümün halini perişan zülfüne sor

Haline bilmez perişan perişan olmayan – Zira, perişan olmayan perişanın halini bilmez

11 Men’ idermişAhmed-i mihr-i ruhunda müdde’i – Rakib, Ahmed’i senin yanağının aşkından (veya güneşinden) men edermiş

Göz göre imana kasdeyler mi şeytan olmayan – Şeytan olmayan hiç göz göre imana kasteder mi?

12 Karvan-ı dil ü can oldı revan sen gideli – Sen gideli gönül ve can kervanı da gitti.

Ne garibolmuşam en münis-i can sen gideli – Ey can yoldaşı, sen gideli ne garip olmuşum

13 Ey keman ebrusuna peyveste kurban olduğum – Ey yay kaşlarına daima kurban olduğu;

Zülf-i şuridengamındandur perişan olduğun – Benim perişanlığım, senin dağınık saçlarının gamından dolayıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir